Bazı filmler vardır, izledikten sonra günlerce aklınızdan çıkmaz; hem beyninizi zorlar hem de boğazınıza bir yumru oturtur. Yıldızlararası (orijinal adıyla Interstellar) işte tam olarak öyle bir film. Christopher Nolan'ın 2014 yapımı bu destansı bilim kurgusu, bir yandan kara deliklerden ve görelilikten bahsederken, öbür yandan aslında en sade duyguyu anlatıyor: bir babanın kızına olan sevgisini. Eğer henüz izlemediyseniz ya da bir kez daha izlemeyi düşünüyorsanız, bu yazı tam size göre. Merak etmeyin, hikayeyi zevkinizi kaçıracak şekilde anlatmayacağım..
Yıldızlararası Konu ne anlatıyor?
Hikaye, yakın bir gelecekte geçiyor. Dünya yavaş yavaş yaşanmaz hale gelmiş; tarım çöküyor, toz fırtınaları her yeri sarıyor ve insanlığın geleceği tehlikede. Eski bir NASA pilotu olan, şimdiyse çiftçilik yapan Cooper (Matthew McConaughey), bir gün beklenmedik bir keşifle kendini insanlığın kaderini değiştirebilecek gizli bir görevin ortasında buluyor: Satürn yakınlarında beliren gizemli bir solucan deliğinden geçerek, insanlığa yeni bir yuva bulmak.
Ama bu görevin bir bedeli var. Cooper, yıldızlara açılmak için en sevdiği şeyi — özellikle de küçük kızı Murph'ü — geride bırakmak zorunda. İşte filmin asıl kalbi de burada atıyor: keşif arzusuyla evine, sevdiklerine duyduğu özlem arasında kalan bir adamın hikayesi. Gerisini size bırakıyorum; çünkü bu filmin sürprizlerini bilmeden yaşamak çok daha güzel.
Aslında bir bilim kurgudan çok daha fazlası
Yıldızlararası'nı sıradan bir uzay filminden ayıran şey, o devasa görselliğin altında yatan o çok insani çekirdek. Nolan, kara delikleri ve zaman bükülmesini anlatırken aslında bize şunu fısıldıyor: sevgi, belki de zamanı ve mekanı aşabilen tek güç. Filmde zamanın bazı gezegenlerde Dünya'dakinden çok daha farklı aktığı fikri öyle ustaca işleniyor ki, bir babanın çocuğundan koparılışını fizik kurallarıyla birleştiren, içinizi acıtan bir hisse dönüşüyor. Bilimle duygunun bu kadar güzel kaynaştığı film azdır.
Az bilinen perde arkası detayları
İşte filmi izledikten sonra "vay be" dedirtecek, çoğu kişinin bilmediği gerçekler:
O mısır tarlaları gerçek. Nolan, dijital efektlerden hoşlanmayan bir yönetmen. Filmdeki uçsuz bucaksız mısır tarlalarını yeşil perdeyle yapmak yerine, gerçekten 500 dönümlük bir mısır tarlası ektirdi. Dahası, çekimler bitince bu mısırı satıp kâra bile geçti. Yani film, kendi tarlasının parasını çıkardı.
Kara delik, gerçek bir bilim insanının denklemleriyle çizildi. Filmin bilim danışmanı, Nobel ödüllü fizikçi Kip Thorne'du. Filmdeki o muhteşem kara delik "Gargantua", Thorne'un gerçek fizik denklemleri kullanılarak oluşturuldu. İşin inanılmaz yanı şu: efekt ekibinin bu görüntüleri üretmek için yazdığı kod, kara deliklerin görünümü hakkında yeni bilimsel keşiflere yol açtı ve bu bulgular gerçek bir akademik dergide makale olarak yayımlandı. Yani bir Hollywood filmi, bilime katkı yaptı — bu çok nadir görülen bir şey.
Neredeyse hiç CGI yok. Bugünün her şeyi bilgisayarda yapan sinemasında Yıldızlararası bir istisna. Uzay gemileri (Ranger, Endurance, Lander) bilgisayar değil, gerçek minyatür maketlerdi. Robot TARS'ın sahnelerinin çoğu da dijital değildi; gerçek bir kukla olarak kameranın önünde, bir oyuncu tarafından kontrol ediliyordu. Oyuncuların gerçek nesnelerle etkileşmesi, sahnelere o inanılmaz gerçekçiliği veriyor.
Robotun adındaki gizli saygı duruşu. Filmde buz gezegeninde parçalanan robotun adı KIPP'tir. Bu tesadüf değil; doğrudan bilim danışmanı Kip Thorne'a bir gönderme. Küçük ama hoş bir detay.
Hans Zimmer, filmin uzayda geçtiğini bilmeden besteledi. Filmin o tüyleri diken diken eden müziklerinin hikayesi bile başlı başına efsane. Nolan, besteci Hans Zimmer'a filmin konusunu anlatmak yerine, ona babalık üzerine kısa kişisel bir mektup verdi ve "bunu hisset, bundan bir müzik çıkar" dedi. Zimmer, daha filmin bir uzay destanı olduğunu bilmeden, o duygusal çekirdeği besteledi. İşte o yüzden müzik bu kadar içten.
Aslında bambaşka bir film olabilirdi. Proje ilk başta Steven Spielberg'in yönetmesi planlanıyordu ve o dönemki senaryo çok farklıydı — örneğin Murph karakteri bir erkek çocuğuydu. Nolan projeyi devraldığında hikayeyi baştan şekillendirdi ve bugün sevdiğimiz o duygusal omurgayı kazandırdı.
O unutulmaz müzik
Yıldızlararası'ndan bahsedip Hans Zimmer'ın müziğine değinmemek olmaz. Org ağırlıklı, kâh fısıltı gibi kâh gök gürültüsü gibi yükselen o besteler, filmin duygusunu öyle taşıyor ki, bazı sahnelerde görüntüden bile güçlü hale geliyor. Özellikle o meşhur "doku" temasını duyduğunuzda, filmi izlememiş biri bile ne demek istediğimi anlayacaktır. Bu müzik, sinema tarihinin en etkili film müziklerinden biri olarak anılıyor.
Peki kusursuz mu? Dürüst olalım
Hayır, herkes aynı ölçüde sevmeyebilir. Bazı izleyiciler filmi fazla uzun (yaklaşık üç saat) ya da yer yer fazla "bilim dersi" gibi buluyor. Duygusal sahnelerin bir kısmını abartılı bulanlar da var. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: bu film hırslı, cesur ve kalpten. Belki bazı sorulara net cevap vermiyor, belki sizi düşünmeye zorluyor; ama tam da bu yüzden, üzerine konuşulan, tartışılan, yıllar sonra bile tazeliğini koruyan bir yapım.
Kimler izlemeli ve nereden izleyebilirim?
Eğer hem zihninizi çalıştıran hem de kalbinize dokunan filmler seviyorsanız, Yıldızlararası kaçırılmayacak bir deneyim. Bilim kurgu hayranları için zaten bir bayram; ama türü hiç sevmeyenlerin bile baba-kız ilişkisi yüzünden etkilenmesi çok olası. Mümkünse büyük bir ekranda ve iyi bir ses sistemiyle izleyin; çünkü bu film, görselliği ve müziğiyle tam anlamıyla bir "deneyim". Nitekim 10. yılı dolayısıyla dünyada yeniden sinemalarda gösterime de girmişti.
Evden izlemek isteyenler için: Yıldızlararası, çeşitli dijital platformlarda kiralama/satın alma seçenekleriyle ve zaman zaman yayın servislerinin kataloğunda yer alıyor. Hangi platformda olduğu dönem dönem değiştiği için, izlemeden önce yasal platformların güncel listesine bakmanızı öneririm. (Korsan sitelerden uzak durun; hem yasal değil hem de bu kadar güzel bir filmi o kalitede izlemek günah olur.)
Yıldızlararası; bilimi, duyguyu ve görsel ihtişamı tek potada eriten, modern sinemanın en iddialı başyapıtlarından biri. İlk izleyişte aklınızı, ikinci izleyişte kalbinizi alıyor. Hazırsanız, koltuğunuza yaslanın ve yıldızlara doğru o yolculuğa çıkın. İzlemenizi gönülden tavsiye ederim. İyi seyirler..